

KİTAP
GÖKKUŞAĞI PAS RENGİ

ÖNSÖZ
1983 yılında geçirdiğim deniz kazasından sonra tekerlekli sandalyeye bağımlı yaşamaya başladım. Ben de birçokları gibi, “Neden benim başıma geldi?” sorusuyla uzun yıllar yaşadım. Yıllarım hayatta kalabilmek için verilen mücadele ile geçti. Ailem, akrabalarım, arkadaşlarım ve komşularım bu mücadelenin her zaman birer parçası oldular. 1998 yılında, ağabeyim ve dostum olan Prof. Dr. Şafak Karamehmetoğlu ve on bir kişilik bir ekiple Türkiye Omurilik Felçlileri Derneği’ni kurduktan sonra “Neden benim başıma geldi?” sorusu da yanıt bulmuş oldu.
Benim gibi milyonlarca insanın aynı sorunları yaşadığına ve aynı kaderi paylaştığımıza tanık olmuştum. “Başkaları için de ne yapabilirim?”i düşündüğüm andan itibaren yaşamım tamamen değişmiş, kendimi büyük bir mücadelenin içinde bulmuştum. İşe ilk olarak; ilkyardım konusunda eğitim aldığımız değerli dostum Dr. Cengiz Türkmen ve çeşitli kazalarda yaralanmış beş kişilik ekip ile kazalarda oluşabilecek sakatlıkları ve ölümleri engelleyebilmek için eğitim seminerleri vermekle başladık. Daha sonra, tıbbî, meslekî, ekonomik ve sosyal sorunların çözümü için yüzlerce proje ile hizmet vermeye devam ettik. Bu zorlu mücadelede yüreklerini ortaya koyarak bizleri yalnız bırakmayan dostlarımız en büyük şansımızdır.
Halen günümüzde evlerinin içinde, duvarları arasında yok sayılarak yaşayan engelli insan sayısı hiç de az değil. Toplumsal yaşamın içinde yerlerini alabilmeleri için gerekli şartlar sağlanmamış.
Her türlü engelin yaşandığı ve dört duvar arasında hapsolmuş yaşamların uzun yıllar görmezden gelinerek yok sayıldığı toplumumuzda bazı şeylerin farkına varılsın istedim. Binlerce örnekten biri olan Niyazi’nin yaşam öyküsü, insanların daha adil bir dünyada yaşamaları gerektiğini anlatmak için bir fırsat oldu.
Bu kitap adaletin bir gün herkes için gerekebileceğini bir kez daha hatırlatmak için yazılmıştır.
Mutluluklarını her renge boyayarak katkıda bulunuyordu gökkuşağı. Ta ki renkleri pas rengine dönüşene kadar…
Gökkuşağının pas tutmuş renkleri, Niyazi’nin kimliğinin de üstünü örtmüştü. O, bir dönem için yalnızca Niyazi’ydi artık.
Adaletin olmadığı yerde adalet terazisinin güçlülerden yana ağır basması, aynı zamanda başkaları için bedelin nasıl ödeneceği anlamına geliyordu… Niyazi’ye haksız yere ödetilen bedel ise, onun adalete olan inancını yok etmişti.
Niyazi’nin yaşamdan kopmaması için tek umut ışığı, her şeye rağmen dimdik ayakta durmayı başarabilen eşiydi…
RAMAZAN BAŞ
1964’te, İstanbul’da doğdu. Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü mezunu.
1983 yılında sığ suya atlama sonucu C6 seviyesinde omurilik felçlisi oldu.
1991 yılından bu yana yerel ve ulusal yayın yapan gazetelerde köşe yazarlığı yaptı. “Sosyal Konular” üzerine yazılar yazdı. Kimlik dergisi (aktüelite-kültür ve haber dergisi) imtiyaz sahibi ve başyazarı.
1999 yılında “Ayak İzi” adlı tiyatro oyununu yazdı. Engellilerin yaşadığı olaylardan derlenerek hazırlanan oyun, 6 yıl boyunca 160’a yakın sahne aldı.
Ayak İzi (oyun yazarı ve oyuncusu), Balalı Burak Çavuş ve Azizname adlı oyunlarda oyuncu olarak görev aldı.
Türkiye Omurilik Felçlileri Derneği Genel Başkanı…
Omurilik Felçlileri Gençlik Ve Spor Kulübü Genel Başkanı…
Türkiye Paralimpik Klübü Derneği (Özürlü Olimpiyatları) Kurucu Üyesi…
Bakırköylü Sanatçılar Derneği üyesi…
İstanbul Üniversitesi Özürlüler Araştırma ve Uygulama Merkezi-Danışma Kurulu Üyesi…
Engelsiz Yaşam Federasyonu Başkanı…
29 mart 2009 yerel seçimlerinde Bakırköy Belediyesi’nden Meclis Üyesi seçilmiştir. (Özürlüler Komisyonu Başkanı olarak görev yapmaktadır.)


