

YOKSA ENGELSİZ MİSİNİZ BİLGİ
“YOKSA ENGELSİZ MİSİNİZ?” oyunu: Engellenerek yaşamaya zorunlu bırakılmış insanların, yaşamak için verdikleri mücadelede karşılaştıkları güçlükleri ele alıyor. Gerçek yaşamdan olduğu gibi alınan oyundaki bu hikayelemeler, abartılmış gibi dursa da, çağımız insanının insan sorununa olan duyarsızlığını ve yabancılaşmasını ele alıyor ve bu yabancılaşmadaki insanın traji-komik (acı güldürü) yanını açık biçim sahne diliyle ortaya koyuyor.
Bir başka deyişle oyun: Tüm engellilerin; çarpık kentleşmeden sosyal yaşamdaki ilkel yapılanmaya, ülke genelindeki sağlık koşullarının yetersizliğinden tedavi sürecindeki yabancıl ilişkilere varan ana sorunlarını ve bu kendi kaderlerine terk edilişlerindeki toplumsal çelişkiyi ortaya koyuyor; seyircisini hayatı değişik açılardan değerlendirmeye, çözüm getiren bir özeleştiri yapmaya zorluyor.
Yaşamın her döneminde, her an, her insanı engelli olmaya çok sık olanak sağlayan bu yaşam koşullarında, insan zekâsı bilinçsizce (ya da başka bilinçle) engelli – engelsiz duyarsızlığında bırakılmış maalesef. Oysa uygar insanın derdi her canlının sorununa duyarlı olmak ve rasyonel çözümler üretmek olmalı.
Böylesine yaşamın kıyısında acılarıyla baş başa bırakılmış, her acıdan kendine onurlu bir duruş çıkarmakta hünerli, mücadelesini kendini acındırmak yerine aklın şaşmaz terazisinde sorgulayan, yaşamı her alanda derinlemesine soluyan bu gerçek bilgelerin önünde duyarsız kalan her insan yarım (eksik) insandır bence.
“Acı akıllı insanın hocasıdır” der Shakespeare. Bu sözün özü, her acıyı derinlemesine yaşamış, süzmüş ve aklın süzgecinden geçirerek her engeli aşmaya çalışan bizim bilgeleri anlatır biraz da.
Yüreği insan ve hak aşkıyla dolu Yunus Emre yüzyıllar öncesinden seslenmez mi bize?
Bir hastaya vardın ise / bir içim su verdin ise
Yarın orda karşı gele / Hak şarabın içmiş gibi
TOFD Tiyatro Atölyesi olarak, yüreğimizi ve aklımızı koyarak seyirlik bir oyun yapmak istedik. Geleneksel Sanatlarımızın özünde yatan hoşgörü ve eleştirel bakışa dayandırmak istedik düşüncelerimizi. İstedik ki; söylemeye çalıştığımız meseleyi biraz da tiyatro sanatının duyarlılığıyla ele alalım. Derdimiz salt sanat yapmak değil, yaşanılabilir bir dünyanın nasıl olması gerektiği konusunda biraz kafa yormak.
Brecht ustanın dediği gibi;
“Tüm sanatlar, en yüce sanat olan YAŞAMA SANATI’NA hizmet eder”
Yazan : Ramazan BAŞ
Yöneten : Aytekin ÖZEN


